Yaşam Notları

19 Mayıs 2010 Çarşamba

19 Mayıs, Geçit, Uzunya, Kalamış..



19 Mayıs... Önce 12.kat daki evimizden sokaktaki geçit töreni izlendi, sonra dostlarla Uzunya... her zamanki gibi mükemmeldi:) Sonra tabikii Aslimo'nun antrenmanı için FB Dereağzı, o antrenmana, biz Kalamış Marina'ya.. Güzel bir gündü, şükür...

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Fenerbahçe ...


7 yaşımdan beri top peşinde koştururum:) Ben ve BAP yıllarca fiilen spor yaptık, kendimizi bildik bileli hep sporlayız. Biz basketbolcu idik, kızımız voleybolcu oldu. Ben koyu Beşiktaş taraftarıyım, BAP da koyu Galatasaray taraftarı. Fenerbahçe dışında İstanbul'daki tüm klupler ile (basketbol şubesi olan) bir şekilde ilşkimiz oldu, onları tanıdık. İki yıl önce Aslimo, Vakıfbank Güneş Sigorta altyapısından Fenerbahçe'ye geçince, açıkçası çekinerek FB Dereağzı Tesislerinden içeri girdik. Bize hep ters gelirdi Fenerbahçe ve Fenerbahçeliler. Ancak bizi bir süpriz bekliyordu. "Gerçek bir Altyapı" Futbol, Basketbol, Voleybol, Kürek, Yelken, Masa Tenisi, Atletizm ve hatta boks. Hergün yüzlerce çocuk Fenerbahçe Dereağzı'nın kapısından giriyor, spor yapıyor. Onlarca çocuk, memleketinden gelmiş, tesislerde yatıyor, kalkıyor, okula FB Koleji'nde gidiryor. Anlatması çok zor, o havayı yaşamak gerekli, pırıl pırıl tesisler ve küçük, yıldız, genç, A takımı sporcuları.. hepsi bir arada (futbolcular dışında). Aynı kantinden tost alıp yiyorlar:) konuşuyorlar. Aziz Başkan hep oralarda, her şey ile ilgii. Gece 21:30 da devam eden Küçük Kız Voleybol antrennmanını izlediğini gözlerimle gördüm. Bu müthiş bir şey, yağmurda, çamurda, güneşte, sıcakta FB li sporcular hep orda, o kapıdan girerken hep mutlular, kendilerini hep çok iyi hissediyorlar ve burası bizim diyorlar. Bu durum, gerçekten bizim için süprizdi, yıllarca Fenerbahçe'ye negatif bakan gönlümüz, iki yılın sonunda Fenerbahçe'ye çok çok saygı duymakta. Bu ülkenin genç/çocuk sporcularına sahip çıkan Fenerbahçe, futbolda şampiyon olamadı. Ne önemi var, sadece bundan para kazanacaklar üzülür. Hiç bir Fenerbahçeli üzülmesin, hatta böyle bir klubü desteklediği için sevinsin, o kapıdan, o kadar çocuğu içeri sokmak ve eğitmek, gerçekten çok zor. Gerçek Şampiyonluk budur bence...Emeği geçen tüm Fenerbahçelilerin eline, gönlüne, fikrine sağlık.

16 Mayıs 2010 Pazar

Rüzgarlı Arnavutköy...

Pazar sabahı Aslimo'nun sınavı yüzünden erken kalktık. Önce Fulya'da sınav, sonra Arnavutköy Adem Baba:) Deniz kenarında yürümek imkansız, bir rüzgar, bir rüzgar... Birazdan antrenman, sonra kutlamalar:)

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Mardin Mardin...


Bugün Mardin'deyim. İş ve de güç:) Sabah uçak 8:30 da (hayretler olsun ki, ilk defa zamanında) indiğinde hava sıcaklığı 28 derece idi. Öğleden sonra bir ara 33 dereceyi gördüm. Klimalı ortamda çalışıyoruz ancak ara da bir dışarı çıkmak gerekiyor. Çok uzun çalıştım, tüm hayalim güneş batmadan Mezopotamya ya karşı bir çay içmekti:) Koştur koştur Erdoba'ya geldim, çay tamam da ova felaket, çölden kum bulutları gelmiş, güzelim görüntü neredeyse yok olmuş, bir kaç kare çektim telefonumla ama anca bu kadar:(  Kırlangıçlar çok güzeldi... Yarın sabah dönüyorum, bu kez Mardin yetmedi:( Bir daha sefere daha çok Mardin...
P.S. Ev, Cemil İpekçi'nin Mardin'de satın aldığı ve yaşadığı ev. Eskiden Menderes Utku'nun muş, o yüzden adı, Utku Evi:)

11 Mayıs 2010 Salı

Selimiye... Selimiye

3 gün de olsa Selimiye'yi ayarladım nihayet:) aslında yetmez ama buna da şükür. Deniz, sessizlik, huzur ve harika yemekler.. Yaza Selimiye ile başlamayı çok istedim... Umarım, hayalimdeki Selimiye duruyordur. Fotoğraf iki yıl önce Selimiye'den...yüzen Aslimo:)

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Sevgili Ayşe'ye

Sevgili Ayşe,
Bugün çalışırken, müşterimin bahçesinden toplanan güllere baktım, seni hatırladım, bu fotografı seni düşünerek, senin güllerine kardeş olsun diye çektim:) Çokgüzel kokuyorlardı, keşki kokunun da fotoğrafı çekilseydi dedim:)

9 Mayıs 2010 Pazar

Etiler'de balkondan...


Anneler gününde, anne balkonundan Etiler... Her şey 30 yıl öncesi gibi, sadece bitkiler büyümüş... Meşhur Yanarsu Sokak:)

6 Mayıs 2010 Perşembe

Ortaköy'de olmak, Ortaköy'ü yaşamak

Twitter dan tanıdığım Anıl göndermiş bu fotografı. Bu akşamüstü Ortaköy, birden 29 yıl canlandı gözümde, ilk Ortaköy'ü hatırladığım yıl 1981:) Beşiktaş Kız Lisesi öğrencisi ben, kızların büyük kısmı Ortaköy'lü:) Okulda Ortaköy'lü olmak bir gruba ait olmak durumu.. Sonra 1984-88 artık üniversiteliyim ve Ortaköy'deyim, en entel halim:) Elimde kitaplar, Cumhuriyet Gazetesi ... O zamanlar Dereboyu Caddesi'nin sonunda Ortaköy Kültür Merkezi vardı:) Ne acaip Rus, Macar, Polonya filmleri gelirdi, her hafta giderdik mutlaka, ilk kez Yeni Türkü'yü orada dinlemiştim:) Kemençe ile gitar birarada çok sevindirmişti beni. Esma Sultan o zaman harebe, önündeki tek bank sırrımızı saklar:) Gel zaman, git zaman okullar bitti, o da ne, yine Ortaköy:) İlk İşim Ortaköy'de hem de en şahane yerinde, deniz kenarında. Şanslı gençlik biz, sabah kahvaltımızı Ortaköy'deki kahvelerde çay-simit yapar, işe giderdik, öğle yemeği sonrası Türk Kahvesi yine aynı kahvede içilirdi:) Ortaköy Pazarı kurulmaya başladı, tüm İstanbul artık pazarları Ortaköy'deydi. Biz hafta içini severdik, MYOTT, hayatımın en güzel kafesi, Sevgili Rafi içtiğim en güzel espressoları capuccinoları yapardı, hele yanımda BAP varsa:) Şimdi olsa o kadar güzel gelir mi bilmiyorum ama gerçektem müthişti. Orada olmak bile bir olaydı... Çınaraltı hep vardı, sonra ev yemekçi Alaturka oldu, sonra diğerleri, diğerleri... Şimdilerde her tarafı marka cafeler, ama yine çok güzel, yine çok benim, yine sırdaşım... Hele geceleri, 19 yıl önce bir gece, Camiinin yanındaki bankta saatlerce oturup konuşmuştuk, galiba 4 saat, işte sanki hala o gece... Sağol Anıl, bak bir fotoğraf beni nerelere götürdü...    

2 Mayıs 2010 Pazar

Bu sabah İstiklal ve Ara Güler...

Plansız bir pazar sabahı, kendimizi İstiklal Caddesi'nde buluyoruz, daha insanlar tek tük.. Galatasaray Lisesi'nin karşısında Fotoğrefevi'nde Ara Güler Sergisi, hadi gidelim, tabikii bomboş ve harika fotograflar, orta katta, parkelerle aynı olan uzun tahta masa ve sıralar... Çok cool çaycı amca ve çooook güzel çayları, minik balkon, tahta iskemleler, İstiklal'e yukardan bakmak... Ara Güler'in fotoğraflarının arasından, fotoğraf çekmek ve de GS Müzesi, Ali Sami Yen sergisi, ilk antrenörüm rahmetli Hayrettin Bahtoğlu, nam-diğer Hayri Baba, müze de onun fotoğrafı ile karşılaşmak (ilk GS kız Basketbol Takımı antrenörü olarak).. North Sea... Balık, Almanya/Avusturya anıları.. Beklenmedik süpriz, bir teras, North Sea'nin 7.katı:) Yine kuşbakışı İstiklal, bugün kaderde bu var herhalde... Aslimo'yu Etiler'den almak, Dereağzı'na antrenmana yetiştirmek, eve gelmek, blog yazmak, az sonra gidip Aslimo'yu antrenmandan almak ve Pazar günü artık akşamına kavuşuyor, yeni hafta bizi bekliyor..

30 Nisan 2010 Cuma

Dün Akşamüstü İstanbul...

Yine çok güzeldi... Önce Bebek, sonra Akaretler BJK Vogue... Bir şehir bu kadar mı güzel olur? Gündüzden geceye geçişi her defasında beni şaşkına çeviriyor... Deniz, bulutlar, binlerce ev, ve o evlerde yaşayan insanlar.. Denge.. O dengenin içinde bir nokta olmak, yaşamak...


28 Nisan 2010 Çarşamba

Adalet İstiyorum !

Adalet bilinci, duygusu eksik bir toplumda yaşıyoruz biliyorum. Zaman zaman, olur böyle şeyler desem de bugün olduğu gibi bazen isyan etmek istiyorum. En eski, en yakın arkadaşım, canım benim, neredeyse beş yıldır doğru dürüst görüşemiyoruz, zamanları kaçıyoruz, sadece benimle değil, annesi, babası, ablası, yeğenleri, eşi ve de çocuğu ile de gönlünce yaşayamıyor. Neden? Çünkü, doçent olacak, yıllardır hayalini kurduğu ünvana kavuşacak. Hayatındaki tüm değerleri beklemeye alıp, çalıştı, çalıştı, sabah 6 da  küçücük kızını evde bırakıp, 7 de ameliyata gireceğim diye yollara döküldü yıllarca... Müthiş yayınlar yaptı, yurtdışında alkışlarla karşılandı, çocuğunu, kocasını bırakıp Amerikan'nın en meşhur Üniversite'sinde çalışmalar yaptı aylarca, Niçin? Doçent olacak.. Dosyasını hazırladı, verdi, yayınları uygun görüldü, iki gün önce de, 5 kişiden oluşan jurinin önüne çıktı, 44 yaşın tecrübesi ile... Jürinin sorduğu soruları da doğru yanıtladı ama prof da olsa adalet duygusu olmadığı için  insanlarımızda, sevgili canım arkadaşımı çaktırdılar yani doçentliğini vermediler. Sınava giren diğer iki genç cüpbelerini giyerken, sevgili arkadaşım, tüm emeklerini orada bırakarak evine döndü. Çok kızgınım, adalet ve emeğe saygı istiyorum. Haksızlığa müdahale etmesi gereken bir merci arıyorum....

24 Nisan 2010 Cumartesi

Nazar

Nazar denen şey var mı gerçekte? Var galiba:) Aslimo'nun görmesinde siyah küçük sinekçikler ve buzlu görüntülü alanlar oldu:( Sevgili Göz Doktorumuz Emrullah Taşındı'ya koştuk hemen. Travmadan kaynaklanan (travma, başa şiddetli top gelmesi) vitre ayrılması olduğunu söyledi, önce dökolman dedikleri yırtıktan şüphelendi ama ayrıntılı-göz bebeklerini büyüterek yapılan muayene de çok şükür, ayrılma çıktı. Bir ay içinde iyileşmesini bekliyoruz...

20 Nisan 2010 Salı

Ofisimi Özledim...

Bu hafta hep ofis dışı işlerim var, müşterilerdeyim... Bu, aslında çok iyi bir durum, işimiz var anlamına geliyor:) Yani şikayet etmemek gerek...Ama ben ofisimi özledim, 23 Nisan'da gideyim bari, hem de balkondan Cadde'deki 23 Nisan Geçit Töreni'ni seyrederiz. Geçen haftaki ofis halimden bir kaç kare, penceremdeki ağaç, toplantı masam ve kıymetli kahve fincanım:), Aslimo'nun duvardaki yapıtları ve de gün sonundaki masum odam:)

14 Nisan 2010 Çarşamba

FB Acıbadem, Türkiye Kupasını Kazandı, Aslimo da sahadaydı:)

Bayanlar Voleybol Türkiye Kupası Finali'nde FB Acıbadem, Vakıfbank Güneş Sigorta Telekom'u yendi ve kupayı aldı:) Maç 6 set oynanmak zorunda kaldı, yani altın set oynandı, çook heyecanlıydı. ASLİMO da küçük sarı melek olarak sahadaydı, top topladı, ablalarına top attı, heyecanlandı, yoruldu, sevindi, voleybolun ne kadar zor ama bir o kadar da keyif olduğunu gördü. Türkiye Kupasını elledi, içi kıpır kıpır oldu, belki birgün ben de diye içinden geçirdi:) Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum... Bu akşam, Aslimo çok ama ço mutlu uyudu:) Fotoğraflar Aslimo'nun babasından. Ama eve çok geç geldiler, ödevler yapılmadı, yarın ne olacak bilmiyorum...